Tuesday, April 14, 2009

Frankfort Gezisi (Kentucky History Museum)


Gerci 3 yil once yapilmis bir geziydi ama yine de bahsetmek istedim. Biz D.C. ye tasinmadan once Amerika`nin 16. , Kentucky`nin ise en buyuk sehri olan Louisville`de yasiyorduk. Frankfort ise mini minicik bir sehir olmasina ragmen Kentucky`nin baskenti. 2 kez gezmeye gitmis, sakinligine, guzelligine doyamamistik. Gordugunuz tabela hukumet binasinin ve sehrin yukaridan seyredilebilecegi bir yere, sehrin girisine konmus. Hemen durduk, hem foto aldik, hem de sehri seyrettik.


Burasi da Vali Konagi. Bahcesi gercekten cok guzeldi. Ozellikle arka bahcede cok guzel fotolar cektigimi hatirliyorum ama her nasilsa bulamadim arsivimde. Yeni vali keyfini suruyordur artik bu konagin...


Burasi Kentucky Tarih Muzesi`nden bir kare. Eski Amerikan Mutfagi... Gordugunuz gibi ocak ve firin olarak kullanilan kuzineli soba. Mutfak dolaplari yerine ahsap seyyar bir dolap, tezgah yerine kirmizi bir masa, Amerikali Hanimin elinde ise mikser mi yoksa minik bir el degirmeni mi karar veremedigim garip bir alet. Kase de cinko veya emaye, dikkatinizi cekerim.



Burasi da sekerci dukkani. Dukkanin cok daha cicili bicili sekerlerle dolu bolumlerinin de fotolari vardi ama ben ozellikle minik zenci kizin sekere elini uzatisini gostermek istedim. Ben de seker kuregine elimi uzatmadan edemedim tabi.


Bu da tuccar bir asilzade. Giyinmis kusanmis, at arabasiyla tutmus dukkaninin yolunu. Tabelada gordugunuz gibi saat ve mucevher ticaretiyle mesgul kendileri. Ustteki Lemon yazisina kanmayin, o sirketinin adi.

Aslinda komur madeninde calisan iscilerin, Ic Savas sirasinda yaralananlari tedavi eden hemsirelerin, hatta kasap gibi kanlar icinde bir onlukle, yarali bir askerin satirla bacagini kesen bir doktorun fotograflari vardi. Tum bunlari harika seslerle efektlemisler ustelik. Ama her ne hikmetse bulamiyorum fotolari da, videolari da...

Yolunuz duserse gezmelisiniz Frankfort`u. Neredeyse 5 dakikada bir araba geciyor ana caddeden. O kadar sakin bir sehir. Zaten beni carpan da sakinligiydi en cok. Hukumet binasini yani White Capitol`i gezmek icin tura katilmistik. Turun basindaki rehber kadin, caddeden gecen bir tane bile araba olmamasina ragmen yayalara yesil yanana kadar bekletti bizi kaldirimda 40 saat. O kadar da kurallara uyuyor sehrin sakinleri yani. Siz anlattiklarimla yetinmeyin ve kendiniz gezin gorun mutlaka derim acikcasi...

Sevgiyle...

Monday, April 13, 2009

Tulay Hanimin Nisanlanma Yildonumu Pastasi :)


Evet biz bu isi iyice abarttik, artik nisanlanma yildonumlerini de tebrik ediyoruz. Neredeyse, evlilikteki 1 yilini doldurmamis arkadaslarin aydonumlerini de kutlayacagiz. Aslinda biz pasta yemege bahane ariyoruz.

Gerci Tulay Hanim'in esi gecenin kacinda kutuphaneden doner de kutlarlar bilemem ama benden yapmasi, onlardan kutlamasi...

Dun kremalardan biraz artinca sIkma posetlerinin icinde, yine dunku pasta gibi sari mavi fenerbahce agirlikli oldu. Uzerine beyaz, sari ve gri pasta simleri serptim ama yine parlamadi, anlayamadim gitti sirrini. Cocuklar disaridan gelmeden bitirmek istiyordum, malesef bitiremeden geldiler ve romantik olmasini istedigim pasta, onlarin da eli degince, cocukca oldu.

Pasta 3 tane cupcake'ten olusuyor aslinda. Kalp o yuzden biraz yamuk. Uzeri icing ile kapli. Pasta suslerini cocuklarin israri uzerine serptik. Mavi kremanin uzerindeki beyaz garip cizgilerse Vedat Alp'in koluma carpmasi sonucu olustu ben minik yuvarlaklar yapmak isterken ve oylece de devam etmek zorunda kaldik.

Afiyet olsun Tulay Hanim ve Can Bey... Nice mutlu yillara...

Sunday, April 12, 2009

Aile Boyu Fenerbahcelilere


Bu pasta ailecek Fenerbahceli olan abim ve ailesine... Abim Turgut, esi Sultan, kizlari Rumeysa ve Saliha ve tekne kazintisi Ekrem Tamer... Ailecek hepsi Fenerbahceli. Eh...Fenerbahce`nin durumu pek ic acici olmasa da bu sezon, herkese saygimiz var.

Simdi abim bu pastayi gorunce ne der: "Kizim sen pastayi bana yaptin, sonra oturdun bi guzel kendin yedin, oyle mi?" Eh...malesef abicim. Arada okyanuslar olmasa size de tattirmayi cok isterdim ama...malum. Caresiz biz yiyecegiz birazdan afiyetle...

Bu arada Berat`a Galatasaray Pastasi sozumden once geldi bu FB pastasi. Umarim darilmaz bana. Yakin gelecek icin ne hayallerim var, bilemezsiniz ama... Simdilik sir kalsin... Cok yakinda dogum gunleri yaklastikca sirlar dokulecek ortaya...Bizi izlemeye devam edin.

Sevgiyle...

Thursday, April 9, 2009

Cilekli Pasta


Nesrin ve Sule Hanim`lar Turkiye`ye donmeden son gun aksam yemegine davet etmistim onlari. Hava guzel olursa da parkta piknik seklinde olur diye planlamistik. Hava cok guzel diye hazirliklarimizi tamamlayip yollandik parka. Aman Allah`im, o guzel hava yerini siddetli ruzgara birakmaz mi? Dondugumuza mi yanalim, ben ev sahibi olarak parka davet ettigime mi yanayim, bilemedim. Gerci onlar en cok boyle pikniklerin hatirda kaldigini, hallerinden memnun olduklarini soylediler ama benim icim icimi yedi. Biz karnimizi doyurur doyurmaz cocuklari da alip tuttuk evin yolunu 2 arabaya dolusup. Erkekler mangalin sonmesini beklemek zorunda kaldilar. Onlar gelene kadar biz de taze cay demleyip tabaklarimizi hazirlamaya basladik.



Anladiginiz uzere parka goturdugum gibi geri geldi eve bu pasta hic dokunulmadan. O kadar ruzgardan sonra sicacik evimizde yemek daha keyifli geldi hepimize. Hep yaptigim olculer bu kaliba fazla geliyor, o yuzden kalan kek karisimini bir de en kucuk kelepceli kaliba dokunce iki pasta cikti ortaya. Hem keki, hem de uzeri cilekli, yani tam cilek hastalari icin bu pasta. Kulaklarin cinlasin Vildancim... Sizlerden de son gununuzde bu kadar ruzgara maruz birakarak verdigimiz rahatsizliktan dolayi ozur diliyorum Nesrin Hanim ve Sule Hanim... Umarim Turkiye`de duzeninizi kurmussunuzdur ve keyfiniz yerindedir...

Sevgiyle...

Wednesday, April 8, 2009

Cake Decorating Class "Pasta Dekorasyonu Kursu"


Basliktan da anladiginiz gibi sonunda pasta dekore kursu buldum, yazildim ve hatta bugun ilk dersine de katildim. Ilk dersimiz oldugu icin daha ziyade aletlerin tanitimiyla gecti diyebilirim. Yukaridaki pastayi hoca dekore etti ipuclariyla, biz kursiyerler de seyrettik. Asagidaki kucuk mavi yildizlari bizlere yaptirdi. Yukaridaki buyuklu kucuklu yildizlari da yine asagida kendilerine yer kalmayan diger ogrenciler yapti.


Hocamiz Simply Sweet`in sahibi Mrs. Hailstalk. Yasli ama oldukca kabiliyetli, hala isinin basinda, calisan bir kadin. O`nun bu enerjisi saskina cevirdi beni bugun.


Bugun o susledi biz seyrettik ama haftaya hepimize anlattiklarina gore bir kek yapip, katlandirip, icing ile kaplayip ev odevi olarak getirmemizi soyledi. Palyacolu bir susleme yapacagiz bir sonraki ders. Yani herkes kendi dekorasyonunu kendi yapacak. Heyecanliyim, bakalim basarili olabilecek miyim?

Sevgiyle...

Tuesday, April 7, 2009

Cicek Sepeti Pastasi



Bu pastayi gecenin bir saatinde Efkan Serhat ve Vedat Alp istiyor diye yaptim. Keki kakaolu, ara kat ise butter cream, muz ve beyaz damla cikolatali. Pastanin disini da tamamen butter cream ile kapladiktan sonra, uzun suredir elimde olan turuncu seker hamurumu artik bitireyim istedigimden tek renk calistim.


Epeydir cicek sepeti calismayi istiyordum zaten. Iste firsat dedim. Cok yorulsam ve yine istedigim gibi yapamasam da cok da onemi yoktu. Nasil olsa sadece biz yiyecektik...

Sevgilerle...

Monday, April 6, 2009

Nurdan Abla`ya Pasta


Baltimore`dan ziyaretimize gelen Nurdan ablalar icin yapmistim bu pastayi. Daha dogrusu kekini pisirmistim ama suslemesini yetistirememistim. Vakit daralmis ve ben de cok gerilmistim yetismedi diye. Kaplamaya yetecek kadar seker hamurum var zannediyordum, bir de baktim ki bircok renkten ama azicik azicik seker hamurlarim kalmis. Yenisini yoguracak vakit de yok. Caresiz en cok olan sari ve mavi hamurlarimi karistirarak bu ebruli rengi elde ettim ve pastayi onunla kapladim ve kaldirdim. Olmusla olmuse care yok derler. Artik suslemeyi mecburen onlarin yaninda yapacaktim. Nurdan abla pastayi gorunce "iyi ki biz yokken suslememissin, biz de seyreder ogreniriz" dedi.



Sonra misafir cocuklar Merve ve Gaye`nin de istekleri dogrultusunda bu sade suslemeyi yaptik beraberce. Yeni seker hamuru da yogurduk yapilisini ogrensinler diye.... Ve olanlar oldu. Nurdan Abla da pasta dekore isine basladi. O da harika pastalar yapiyor artik cevresine. Kizlari bir sonraki gorusmemizde anlata anlata bitiremediler pastalarini. Hatta baska kaplama sekilleri de kesfetmis Nurdan Abla marshmellow`un degisik kivamlariyla. En kisa zamanda O` nu da blog sahibi olarak gormek en buyuk dilegim.

Bu fotograf cocuklarin kamerasinda kaldigi icin bugune kadar unutulmus ve yayimlanmamisti. Arsivimi dikkatle incelerken rastladim, hemen yayimliyorum, kismet buguneymis. Ben pastalarinin fotolarini hala beklemedeyim Nurdan Ablacim...

Sevgiyle...

Saturday, April 4, 2009

Aksam Oturmasi Tabagi


Aksam oturmasina gelen misafirlerimize hazirlamistim bu tabaklari. Daha once tarifini verdigim Pancar Salatasi, patates salatasi, yine sitede tarifi mevcut patates tatlisi, tadi guzel sekli bozuk kopuk kurabiye...


Patates salatasi hepimizin malumudur zaten de, kopuk kurabiyeden bahsedecek olursak, yillar once Oktay Usta`nin programinda Nuriye Ozen Toraman "3 Dakika" bolumunde yapmisti bu kurabiyeleri. Normal un kurabiyesi tarifi ile kuru meyveler ve ceviz, findik, fistik vb. ile yapilan, sekil vermeden de hamurdan koparilip tepsiye atilan bu kurabiyeyi daha once defalarca yapmis olmama ragmen bu sefer olmadi. Daha dogrusu tadi guzeldi ama piserken tepside yayildilar. Sebebini tam olarak anlayamamakla birlikte iki tahminim var.

-Birincisi; hamur istedigim gibi toparlanmayinca cok az siviyag koydum.
-Ikincisi de; firini onceden isitmayi unuttum.

Sanirim bu iki sebepten biri yada ikisi birden yuzunden kopuk kurabiyeler hamurdan koptuklari gibi pismeyip yayildilar. birbirlerine yapisip kare oldular. Napalim, bi daha ki sefere insallah.

Sevgiyle...

Friday, April 3, 2009

Washington D.C. Gezisi



Hani seyahatten donenlere derler ya, "Yedigin ictigin senin olsun, neler gordun onu anlat" diye... Ben de anlatayim Meral Hanimlara Washington D.C. yi gezdirirken neler yaptigimizi. Oncelikle park yeri bulana kadar gobegimizin catladigini soylemeliyim, sonra da park yeri icin para atilan kumbaraya bozuk para bulma problemini. Bozuk para gerektigini biliyorduk ve tedarikli cikmistik ama 7 dakikalik park ucretinin 1 quarter (25 cent) oldugunu hic dusunmemistik dogrusu. :) Neyse ki ilk park ettigimiz White House civarini gezmeye yeterli park paramiz varmis. Park ettik ve rahat rahat gezdik. Beyaz sarayin damindaki keskin nisancilara dikkatinizi cekerim. Esprisini de yaptim esime "Ilerideki ciceklerin yakin plan fotografini cekmek icin metal bariyerlerden atlayacagim iceri ama keskin nisancilardan korkuyorum" diye... "Aman hatun, foto cekiyo demez zimbalar adami bunlar" dedi O da gulumseyerek...




Dogru mu okuyorum diye gozlerinize inanamayacaksiniz ama yukaridaki vatandas tam 28 yildir burada kendince protesto ediyormus Amerikan Politikalarini, tam da Beyaz Sarayin onunde... Elindeki materyallerle Gazze isgalini, Israil'i ve nukleer silahlari protesto ediyordu su bizdeki "Susma, sustukca sira sana gelecek" tarzi bir sloganla. "Baris istiyorum" diyormus bunca yildir civisi cikmis dunyamiz icin... Ne irade, ne azim ama. Hic mi umudu tukenip de "vazgeceyim" demedi bilmem ki karda, kista, ayazda ya da cehennem sicaklarinda...



Bu yaramaz sincap takibindeki iki sevimli kiz bir onceki post`umda bahsettigim Meral Hanim`in kizlari Beyza ve Vildan. Esimin onlar icin hazirladigi snack posetindekileri sincaplarla paylastilar. Washington D.C.'nin sincaplari hakikaten, kalabalik bir sehrin gobeginde yasadiklarindan olsa gerek, insanlara alismislar. Bizim oturdugumuz sehir olan Woodbridge, Washington D.C.'ye cok yakin olmakla birlikte aslinda Virginia eyaletine bagli. Anlayacaginiz bizim ordaki sincaplar bunlar gibi degil, cok yakinimiza kadar gelseler de, biz kipirdayinca kaciyorlar...


Ama bu sevimli seyler kacmadi. Beyza ve Vildan ablalarinin verdigi cubuk krakerleri yerken fotograflarini cekmemize bile izin verdiler. Turkiye`ye donunce ormanlarin icinde oturdugumuz bu sehirleri gercekten ozleyecegim, sincaplari, geyik ve ceylanlari... Rahmetli anneannem Nevsehir`de yasardi. Cocuklarini ziyaret icin Ankara`ya geldiginde hic bikmadan, usanmadan trenleri seyrederdi buyuk bir hayranlikla. Cunku Nevsehir`den tren gecmez. Tren ona cok olagan disi gelirdi. Ben de simdi burada hayvanlarla ancak tanistim desem yeri yani, vatanimizda orman mi biraktik ki orman hayvani gorelim vesselam... Turkiye`de kocaman kocaman apartmanlarda oturmak marifettir sanki, oysa burada koskoca kitaya yayilmis insanlar tek katli, ferah evlerde. Hem de ormanlarin icine kurmuslar sehirlerini, mumkun mertebe agaclarina dokunmadan. Site icindeki apartman tarzi olanlarda en fazla 2 veya 3 katli. Sadece buyuk sehirlerin merkezlerinde cok katli binalar var ve inanin onlarda cok abartili degil. Kara kara dusunuyorum simdi "Turkiye`ye gidince o koca koca, ust uste apartmanlarda nasil oturacagim" diye...


Yukaridaki minik lale tarlasi gibi daha ne fotograflar var dosyalar dolusu ama malum hangi birini yapistirayim buraya. Washington D.C.'nin merkezini gezdirdikten sonra, arkadaslarimiza muzeleri de gosterelim dedik. Dedik demesine de iste bu noktada bozuk para sorunu yasadik park etmek icin arabalari. Ancak misafirlerimizin park edebilecegi kadar para denklestirdikten sonra, onlar muzeyi gezmeye gittiler, biz de esimle biraz arabada muzik dinleyip sohbet ettikten sonra cocuklarimizi okuldan almaya gittik. Iyi ki de onlarla muzeyi gezmeyip erken cikmisiz yola, aksi halde trafik yuzunden gec kalirmisiz okul cikisina.


Cocuklari da okuldan aldiktan sonra memleket ozlemimizi Turk yemekleri ile dindirecegimiz Amity Cafe`de bulustuk arkadaslarimizla. Herkes gonlunce en cok ozledigi yemegi secti menuden. Benim Efkan Serhat ve Vedat Alp pasalarim disarida yemege bayilirlar zaten. Bazan haftaliklarini biriktirdikleri bile olur okula gelen dondurmacidan dondurma almamak pahasina, sirf disarida ailecek yemek yiyelim diye. Bir de Serhat, babasinin yenisini alinca eskisini kendisine verdigi cuzdani cikarir arka cebinden. Kardesiyle beraber biriktirdigi paralarini garsona kendisi uzatir ve mutlaka belirtir "Hesabi kardesimle biriktirdigim parayla ben odeyecegim" diye. Genellikle de bir aferin alir garsondan. Ayda bir kez disarida yedigimiz icin iple cekerler bir sonraki ayi da.

Netice de guzel noktaladik gezimizi ve yolda da komsumdan bir cay daveti aldik. Ruveyda Hanim`in essiz aromali Turk cayindan icerek yorgunluk attik Meral Hanim'la ben. Tulay Hanim`i da orada bulacagimizi saniyorduk ama kacmis evine biz gelesiye. Kendisi kacmis ama biz yiyelim diye harika bir aglayan pasta yapmis birakmis. Afiyetle yedik cayimizin yaninda. Komsumun kocasi Turkiye`de oldugu icin beyleri evde biraktik cocuklarla. Az sonra patir patir dokulduler gerci arkamizdan ama olsun, onlar da beraber oynayip eglendiler. Oyle ki benim oglanlari uyku saatleri gecerken zor gonderdim eve.

Bu sabah da Ruveyda Hanim`i da cagirdigimiz kahvaltimizdan sonra ugurladik Meral Hanim ve ailesini Kentucky`e evlerine... Guzel bir ani oldu bizim icin de. Tesekkurler Delice ailesi, ayaklariniza saglik, ne iyi ettiniz de geldiniz...

Thursday, April 2, 2009

Meral Hanimlara Hazirlanan Sofra


D.C. den once yasadigim eyalet olan Kentucky`den arkadasim Meral ve ailesi bizi ziyarete geldiler. Onlarinda asagi yukari benim ogullarimin yaslarinda iki kizlari var. Beyza ve Vildan... Cocuklar birbirlerini ozlemisler, bu yuzden cok guzel vakit gecirdiler, bol bol eglendiler. Ben de onlara acizane bu sofrayi hazirladim.


Hazir paketten zeytinyagli karisik sebze sote. Hazir paketi tencereye bosaltip, uzerine zeytinyagi gezdirip, bir kesme seker esliginde kisik ateste hic su koymadan kendi kendine pisirdim.



Kozlenmis kirmizi biber ve ajvar... Bilmeyenler icin soyleyim, ajvar kozlenmis patlican ve kozlenmis kirmizi biberin zeytinyagi ve baharatlarla lezzetlendirilmis, kavanozlanmis ve Arap marketlerde piyasaya sunulmus hali. Belki baska marketlerde de vardir ama ben hic gormedim.


Bu da kenarlarina aci biber tursusu dizilmis bildigimiz limonlu, sirkeli coban salata.


Bu da kavurma. Kurban bayrami kavurmasinin tadini bulamiyorum malesef marketten alinan etlerde, ama vazgecemiyorum da kavurmadan. Basta kekik olmak uzere bol baharatlarla kisik ateste kendi suyunu salip cekene kadar pisirmelisiniz. Ocaktan indirmeden az evvel de siviyagini ve tuzunu ekleyin. Nefsinizi koreltmeye fazlasiyla yeter, kurban etiyle olursa beraberinde parmaklarinizi da yiyebilirsiniz.

Bir de kemik suyuna yalanci iskembe corbam vardi ki fotosu yine unutuldu. Ama onun tarifini bilahare mutlaka paylasacagim sizinle. Ogullarimin deli olduklari bir corba, bayiliyorlar, adina da chicken noodle soup diyorlar.

Bir de tereyagli pirinc pilavim vardi. Yemekten sonra ise daha once tarifini verdigim irmik tatlisinin kakaolu biskuvi ile kelepceli kalip icinde katlandirip pasta sekli verdigim versiyonu... Uzerine de muz dilimleri dizip jole doktum. Icecek olarak da canim salgam suyu...

Baska neler mi yaptik Meral Hanimlarla... O da sonraki post`lara kalsin. Bizi izlemeye devam edin.

Sevgiyle...

Tuesday, March 31, 2009

Sade Bir Kahvalti ve Kalpli Kepekli Ekmek


Misafirlerimiz icindi bu sade kahvalti sofrasi. Malesef yine telastan sicaklarin fotografi cekilmedi, unutuldu. Zaten benim asil bahsetmek istedigim de kepekli ekmeklerim.

Malumunuz, kepekli ekmek sagligimiz acisindan daha faydali. Beyaz ekmegin zor hazmedildigi de bilinen bir gercek. Turkiye`ye donen arkadasim Sule Hanim dolaplarinda kalmis bir dolu yiyecegi bana birakip gidince ilk isim kepekli undan ekmek yapmak oldu.



Bu kalpli kalibi da o kadar sevdim ki aldigim gunden beri neredeyse hergun kullandim. Makina ekmegini bir turlu sevemedim malesef. Ilk pisince sicacikken guzel de sonra cok cabuk bayatliyor. Belki de ben pek beceremiyorum, bilemeyecegim artik. O yuzden ekmegi makinada degil kalipta firinda yapmayi tercih ettim.

- 2 buyuk su bardagi ilik su
- 1,5 corba kasigi instant maya
- 1 kesme sekeri

15 dakika dinlendirdim. Uzerine

- 1 kucuk su bardagi sivi yag
- 1 yumurta
- 4 kupa kepekli un

koydum. Oldukca yumusak bir hamur elde ettim ve hamurumu gercekten cok ama cok fazla yogurdum, yogurdukca da guzellesti sanki. Bu hamuru geceden mayalamistim ve oylece buzdolabina kaldirdim. Sabah uyaninca cok hafif daha yogurarak havasini aldim. Ve yaglanmis iki ayri kaliba yerlestirdim. Firinin alt katina isiya dayanikli bir kapta su koydum. Orta katinda 400F isida (200-220C derece) pisirdim. Cikarinca uzerine soguk su serptim ve sofra bezine sararak beklettim. Biz tadina doyamadik. Iki gundur yiyoruz, hala tazecik, yumusacik. Denemelisiniz ama mutlaka kepekli unla... :)

Sevgiyle...

Monday, March 30, 2009

Amerika`dan Kareler


Saksida mandalina agaci fotografini Fairfax`deki FairOaks Alis-veris Merkezi`nde cektim. Burada sezonun anlam ve onemine gore dizayn ediyorlar alis-veris merkezlerini. Gerci heryerde bu is boyle ama Amerika`da susleme isini baya bi abartiyorlar. Eastern yani bahar bayrami yaklasiyor ya, alabildigine renklendi carsi-pazarlar, marketler. FairOaks Mall`de de kucuk bir botanik park olusturmuslar. Renk renk cicekler, fidanlar, agaclar dikmisler, agaclara kus evleri asmislar. Ortami o kadar begendim ki kahvemi alip, laptop bilgisayarimi da acip yarim saatten fazla oturdum orada kendi basima. Daha dogrusu yanimda esim vardi ama varligi ile yoklugu arasinda pek fark yoktu, tezinin icine gomulmus durumdaydi.



Ayrica Cin, Japon ve Koreliler gibi uzak Asyalilara hitap eden Global Market`te de cok ilginizi cekecegini dusundugum Cin Bamyasi ($1.69) ve Tayvan Bamyasinin ($1.29) fotolarini da sirf sizlere gostermek icin cektim. Bunlar hormonlu mu yoksa cinsleri mi boyle, bilemeyecegim, ama ben bugune kadar alip denemeye hala cesaret edemedim.



Bu karedekiler de Cin Aci Kavunu. Turkiye`de sinuziti olanlarin aci kavun denilen ve aktarlarda satilan bir cesit tozu burundan cektiklerini duymustum. Bu da o tur bir seyin kurutulmamis halimi bilemeyecegim. Tek bildigim bu da hic bi sekilde denemeye cesaret edemeyeceklerimden biri. Merak ediyorum, siz olsaniz ne yapardiniz? Bu sebzelerden tuketmenin bir yolunu bulur muydunuz? Yoksa benim gibi, "Kalsin, yemesem de olur" mu derdiniz...?

Sevgiyle...

Sunday, March 29, 2009

Nesrin Hanim ve Sule Hanim`lara Veda Pastasi



Washington D.C. de yaprak dokumu basladi. Yavas yavas Turkiye`ye donuyor bazi arkadaslarimiz. Melek abla ayagini suruyerek gitmis olsa gerek, arkasindan Yasemin Hanim, onun arkasindan Kevser Hanim, simdi de Nesrin Hanim ve Sule Hanim`lar... 21 Haziran`da da ben kesin donus yapacagim ailemle insallah... Turkiye`ye, ailemize ve sevdiklerimize kavusmak elbette guzel ama hakikaten buyuklerin dedigi gibi dogdugu degil doydugu yer insanin vatani oluyor sanki. Buralari da ozleyecegimi dusunuyorum acikcasi Turkiye`ye olan tum sevgim ve ozlemime ragmen... Insan alisiyor iste, bir yani hep sila derken, bir yani da buradaki yeni arkadas ve cevreyi ozluyor, istiyor enteresan bir sekilde.

Basliktan da anladiginiz gibi Sule ve Nesrin Hanimlara veda icin yaptim bu pastayi. Kalpli kalibi dun aldim ve hemen bugun ilk onlar icin kismet oldu yapmak da.

Bu da pastamizin meyvelerle doldurulmamis hali. Hazir karisim keklerin cilekli olanindan kullandim ilk kez. Cok da memnun kaldim, icinde minik cilek parcaciklari da vardi. Boyle bir kekin uzerini cileklerle doldurmam ve jolesini de cilek suyuyla yapmam gerekirdi ama malesef evde cilek olmadigi gibi, marketten alacak vakit de yoktu. Mecburen evde olan kivileri kullandim. Jolesini de armut suyuyla pisirdim. Daha once jole tarifini vermistim, tekrarlamiyorum bu yuzden.

Nesrin Hanim ve Sule Hanimlar kalbimizde guzel izler birakarak ayrilacaklar Pazartesi gunu D.C. havaalanindan. Damaklarinda da bu kalp kekten tatli izler kalsin istedim. Hersey gonlunuzce olsun arkadaslar. Allah yolunuzu ve bahtinizi acik etsin.

En icten sevgilerimle...

Saturday, March 28, 2009

Tatli Patates Tatlisi


Ilk gorenler kabak tatlisi saniyorlar bunu. Damak tadi cok hashas olanlar tadinca anliyorlar kabak tatlisi olmadigini. Ama cogunluk ben soylemezsem kabak tatlisi yedigini saniyor. Amerikaya ilk geldigimde onlarca cesit patates gorunce marketlerde cok sasirmistim. Yavas yavas eve alip denemeye karar vermistim sirasiyla. Ben bu kadar patatesin icinden en cok Idoha`nin sari patatesini sevdim acikcasi. Sweet Potatoes yani tatli patatesi ilk gordugumde kabugunu tirnagimla cok az kaziyip (merak etmeyin, tirnagimla kazidigim patatesi satin aldim, markette birakmadim) renginin turuncu oldugunu gorunce aklima ilk gelen bununla kabak tatlisi gibi birsey yapabilecegim olmustu. Zamanla uzun yillardir burada yasayan Turklerden ogrendim ki onlar da zaten hem tatlisini, hem de recelini yapiyorlarmis. Tip sitelerinden faydalarini arastirdigimda ise seker hastalarinin bile guvenle yiyebilecegi bir sebze oldugunu ogrendim. Hatta sitede "Amerika`da cokca yetisen sweet potatoes bir cok faydasina ragmen, Amerikalilar tarafindan malesef "Thanksgiving" yani Sukran Gunu haricinde tuketilmiyor" diye yaziyordu. Burada yasayanlar bilir zaten Amerikalilarin balkabakli yada tatli patatesli turtalarini.



Yukaridaki fotografi cekmek masanin ilk halini bozduktan sonra geldi aklimiza . Fotoyu koyup koymamakta tereddut etsem de "ne olacak sanki" dedim, "yabanci mi sitenin takipcileri". Hepsi sicakligiyla bu mutevazi blogu isitiveren samimi insanlar. Kravat seklindeki pecete katlamasindan ise bilahare bahsedecegim. En iyisi simdi yeniden patates tatlimiza donmek...

-5-6 adet iri tatli patates
-3 subardagi toz seker
-5-6 adet karanfil
-1 kahve fincani cekilmis ceviz

Patatesleri yikayin ve kalinca soyun. Yarim ay seklinde cok da ince olmayan dilimlere bolun. Tencerenize bir sira patatesleri dizdikten sonra toz sekerin yarisini uzerine serpin. Kalan patatesleri de tencereye dizdikten sonra onlarin uzerine de kalan sekeri serpin. Tencerenin dibine karanfilleri de atin. Kisik ateste bir kac saat pisirin. Uzgunum, ben saat tutmayi unuttugum icin net bir zaman dilimi veremeyecegim. Artik siz kontrol edersiniz pisip pismedigini. Uzerini de ceviz, badem veya findikla susleyebilir, isterseniz kaymak veya krem santi ile de sunabilirsiniz. Afiyet olsun...

Sevgiyle...

Peynirli, Maydanozlu Borek


Epeydir elim pogacaya gidiyordu nedense misafirim gelecegi zaman. Bu sefer borek yapayim dedim, pogaca istihkakimiz fazlasiyla doldu son gunlerde. 4 numarali yufkadan kullandim. Her ne kadar Turk yufkasini cok ozlesem de Turk markette cok taze bulamayabiliyoruz. Bekarken karsi apartmanin alt kati yufkaciydi ne guzel, tazecik alir yapardik boreklerimizi. Yine de 4 numarali yufka ile boregimiz de basariliydi, cok da aratmadi bize Turk versiyonunu.

-1 paket 4 nolu yufka
-1 kucuk subardagi sut
-1 kucuk subardagi yogurt
-1 kucuk subardagi siviyag
-1 yumurta
-150 gr. kadar peynir
-yarim demet maydanoz
-uzeri icin hashas ve susam

Yag, yogurt, sut ve yumurtayi cok iyi cirpin. Tepsinizi guzelce yagladiktan sonra en alta bir yufkayi yerlestirin ve karisimdan fircayla bolca surun. Yufkalarin yarisi bitene kadar her kata ayni islemi uygulayin. Tam yariya gelince (ben bazan alt kata 1 yada 2 yufka fazla koyarim) peynirli maydanozlu icinizi serpin. Tum yufkalari her kata karisimdan surerek yerlestirin. En uste kalan karisimi dokun ve fircayla guzelce her yerine yayin. Uzerine arzuya gore corek otu, hashas, susam, aycekirdegi vb. serpin. 350F isida (180C derece) uzeri kizarana kadar pisirin. Firindan cikarinca ya soguk su ile hafif sulayip sofra bezine sararak bekletin ya da nemli bez altinda bekletin. Afiyet olsun...

Sevgilerle....

Friday, March 27, 2009

Pancar Salatasi


Pancari daha fazla tuketmeye karar vereli sebzelerle barisik Hacer Hanim`dan epey tuyo ogrendim. Yavas yavas deneyecegim ogrendiklerimi. Bu biraz da benim ekledigim degisikliklerle ortaya cikmis bir salata.

- 1 orta boy kereviz yumrusu (iri rendelenmis)
- 1 orta boy kirmizi pancar yumrusu (iri rendelenmis)
- 2-3 kereviz sapi ve yapragi (minik dogranmis)
- 2-3 kirmizi pancar sapi ve yapragi (minik dogranmis)
- 3 adet havuc (iri rendelenmis)
- 2 dal dereotu (ince kiyilmis)
- 1 cay bardagi kadar iri cekilmis ceviz
- 2 dis sarimsak (iyice dovulmus)
- 8-10 kasik yogurt
- 8-10 kasik mayonez
- istege bagli tuz (ben hic kullanmadim)
- biraz zeytinyagi (istege bagli)

Sebzelerin hepsini cigden kullandim. Kereviz yumrularini rendeler rendelemez yogurdunu ilave etmelisiniz ki kararmasin. Beni en cok carpan pancarin rengi oldu. Gida boyasi hazirlayanlar hic baska sey aramasinlar dogada kirmizi, mor vb. renkleri elde etmek icin. Harika bir rengi var cunku. Malzemelerin hepsini karistirip afiyetle yiyorsunuz, fazla soze ne hacet. Ancak belirtmeliyim ki benim bunyem tuzu sevmedigi icin, hem de sebzelerin kendi tadini almak istedigimden ben hic tuz kullanmadim. Mayonezin yagi da salata icin fazlasiyla yeterli, yine ben mayonezi de cok az kullandigimdan ayriyeten zeytinyagina ihtiyac duydum. Artik damak tadiniza ve aliskanliginiza gore sizler kendi ozgun salatanizi ortaya cikarirsiniz. Afiyet olsun...Sevgiyle...

Thursday, March 26, 2009

Naneli, Limonlu Su


Onceleri sirf sofra aksesuari olsun diye koyuyordum Portakal Agaci`ndan gordugum limonlu, naneli surahiyi sofraya. Sonralari tadi da hosuma gitmeye basladi. Simdilerde bu surahiyi hergun tek basima bitirebiliyorum. Allah`im biz kadinlar zayiflamak adina neler yapabiliyoruz, ben bile sasiyorum kendime bazan...

Sevgiyle...

International Dinner "Yabanci Mutfaklar" Gecesi


Yasadigim sehirde The Bel Air Woman`s Club adli kadinlar kulubunun geleneksellesmis "Yabanci Mutfaklar" gecesi icin Theresa adindaki Amerikali arkadasimiz bizden yardim istedi. Zaten kuluplerinin kendi ascilari menuyu belirleyip kendileri pisireceklermis tarifine uygun sekilde yemekleri. Mercimek Corbasi, Karni Yarik ve Hunkar Begendiyi secmisler ve pisirmisler kendileri yaninda pilav ve salatayla beraber. Bizden de meze cesitleri ve tatli hazirlamamizi rica ettiler. Bizler de elimizden geldigince yaptik biseyler. Malesef kameramin bataryasi bittigi icin dogru duzgun forograf yok elimde o gune ait. Ama geceden oylesine memnun kaldilar ki bugune kadar hicbir international dinner`da bu kadar iyi hazirlik ve bol cesit gormediklerini soylediler. Belediye Baskani, esi ve kizi da davetliymis geceye. Yanimiza kadar gelip ozellikle tesekkur ettiler. Ben de acizane seyyar bir ocakda canli canli Turk Kahvesi yaptim yemegin uzerine klup uyelerine ki, yanina Theresa`nin hazirladigi lokumlarla mest oldular. Garsonlar da servis isinde oldukca hizli ve becerikliydiler. Theresa fazlasiyla hazirlikli gelmis geceye, Turk kosesi, caydanliklar, kahve takimlari... Ascilara ayran bile yaptirmisti. Hatta kadin hizini alamayip bizim Turk cayi gecikince, ascilara icetea bile yaptirdi.

Ve gecenin sonunda yardimlarimiz icin birer hediye paketi sundular bizlere. Yukarida gordugunuz yemek kitabi, tesekkur karti, tesekkur cercevesi, kahve fincani, patchwork`tan yapilmis tutacak ve yine patchwork`dan yapilmis yeni yil agaci susu... Klup uyelerinin el emegi goz nuru... Hepsi o geceden hatira... Bunlari Turkiye`ye goturecegim ve omrum oldukca da saklayacagim kismetse...

Sevgiyle...

Tuesday, March 24, 2009

Kahvaltim


Bir haftadir rahatsizdim, uykumda bile kendini dusunduren bir dalak agrisi cekiyordum ki artik cocuklar bile uzuluyordu halime. Bir hafta boyunca bir iki istisna haricinde hep yatak istirahatindeydim. Baska turlu gecmeyecegi tecrubeyle sabit cunku. Hafta sonunu iple cekiyordum cocuklar ve esim yanimda olsunlar diye. Bosuna ozlememisim onlari hafta ici. Hem Cumartesi hem de Pazar gunu hazir kahvaltiya uyandim. Patatesli yumurta, beyaz peynir, yesil ve siyah zeytin, yarim kasarli tost, domates ve cay... Uzerine tatli niyetine de cevizli, balli muz dilimleri... Daha ne olsun, en sevdigim seyleri hazirlamis bana ogullarim babalarinin da yardimiyla. Uykumdan da nasil kibar bir sesle uyandiriyorlar anlatamam. "Annecim kahvalti hazir, biz sana yardim edicez dikkatli kalk yataktan, dalagin agrimasin" Hani diyorum bir haftadir kahvalti yapmamis, meyve suyu icmis birine ancak boyle guzel bir surpriz yapilabilirdi. Dalak agrimda azaldi cok sukur. Simdi baharla beraber parklarda kahvalti yapacagimiz gunlerin hayalindeyim.

Sevgilerle...

Monday, March 23, 2009

Odamdan Kis ve Bahar Manzaralari



Bu odamdan kis manzarasini ayni baslikla facebook`daki sayfama atmistim Ocak ayinda. Dallarini uzerindeki bembeyaz karlarla bana uzatan bu buyuk agac cok sevindirmisti beni Ocak ayinin tum dondurucu soguguna ragmen.

Bir de buraya yani Kentucky`den D.C.'ye yeni tasindigimiz Agustos`un son gunlerindeki sari-kizil karisimi bir hali vardi ki bu agacin, benim ve Vedat Alp`in dogum gunlerimiz oldugu halde cok aglatmisti beni. Hem Kentucky`deki cok sevdigim birkac arkadastan ayrilis, hem tasinmanin yorgunlugu yuzunden hasta olusum, hem hasta halimde biricik ailemden ayri olusum, hem sevgili Melek Abla`nin D.C.'den Turkiye`ye donusu, hem de penceremin onunde dallarini hasta yatagima kadar uzatan sari-kirmizi yaprak doken bir agac... Aglamak icin her turlu sebebim vardi yani. Kardesim Ebru`ya ve birkac arkadasima "Son yapraklarimi dokmemeye calisiyorum" dedigimi hatirliyorum. O kadar zor ve yorucu bir hastalik sureciydi ki yattigim yerden bu agaci seyrederek agladigimi cok bilirim.



Simdi ise cemreler havaya, suya ve topraga dustu. Agaclar beyazli, sarili, pembeli ciceklerini acmaya basladi. Cimenlerin yesili daha da bir canlandi. Ve 3. kattaki evime kadar uzanan bu buyuk agac, bu sefer de bana pembe elini uzatti tum umuduyla. Severek ve sevinerek tuttum o eli. Hic eve girmek istemiyor canim. Mustakil ev sahipleri basladilar yavastan bahce duzenlemesine. Beyaz cicekli agaclar patlamis misir yuklu gibi.

Kentucky`deki ilk evimin balkonunda bir de kus evim vardi ki icini yemle doldurunca daha once hic gormedigim orman kuslari gelirdi beslenmeye. Balkonumuzdan ekmek calan kis uykusundan yeni uyanmis yaramaz sincaplar da cabasi.


Diger mevsimlere haksizlik etmek istemem ama ben bahari cok ama cok seviyorum...