Showing posts with label Duygularim. Show all posts
Showing posts with label Duygularim. Show all posts

Saturday, March 20, 2010

Atis Musabakasi, Aydin


Yariyil tatilinde esimin antrenorlugunu yaptigi spor kulubu Aydin`a musabakaya geldi. Hazir biz de Nazilli`de idik zaten. Cocuklar, daha dogrusu gencler zorlu kis sartlari ile cebelleserek taaa Kahramanmaras`tan Aydin`a karayoluyla geldiler.


Bu onlarin ilk musabakalari idi. Heyecanliydilar. Dereceye giremediler ama zaten daha cok yeni bir takim olduklari icin boyle bir beklentileri de yoktu. Yine de cok yeni olmalarina ragmen gayet basariliydilar. Haklarini yememek lazim, Sezar`in hakki Sezar`a...


Musabakadan sonra yemekten bu kareler. Piril piril sporcu gencler, onlardaki sinerji bana da yansidi bi sureligine... :)


Boyle seyrettik tribunlerden gencleri , masallahlari vardi gercekten. Solumdaki 3 genc kiz Sevval, Ebru, Sibel, sagimdakiler Melek ve Yasemin, arkada da Sehriban var. Erkeklerin adini ogrenemedim hala malesef...

Bu tepenin adini unuttum hayret! Cok guzel bir yerdi ama. Bursa`dan gelen arkadaslarimiz Dilek ve Yusuf cifti ile gittik oraya da. Yukaridan Aydin manzarasi... Buz gibi birkac gunden sonra Dilek Hanim tum sicakligini getirdi sanki sehrimize, isiniverdi o gun Aydin... :) Yine bir yerlerde bulusabilmek dilegiyle Dilek hanim...

Sevgiyle...

Saturday, February 13, 2010

Altintas Koyu, Nazilli, Aydin


Bu sokak kayinvalidemlerin oturdugu sokak. Nazilli`de saglik caddesi. Yol kenarlari turunc ve limon agaclariyla suslu. Bu manzaraya bayiliyorum ben. Sehre yabanci olanlarinsa ilk dikkatini ceken sey. Ilk sorduklari soru da : "Aaaa portakallari neden toplamamislar?"


Essiz bir goruntu... Seyretmeye doyamiyorum caddelerde yururken. Gercekten cok akillica yol kenarlarina turunc ve limon agaclari dikilmesi. Hem kisin yaprak dokmeyip yesil kaliyorlar, hem de sokaklari renklendiriyorlar. Istemediginiz kadar bol C vitamini dolu her yer.:)


Hadi turunclari toplamamalarini anladik da, limonlari neden toplamiyorlar, onu da anlamis degilim. Bolluktan olsa gerek diye dusunuyorum.


Burasi da esimin babaanne ve dedesinin yasadigi Altintas Koyu. Aydin`in Bozdogan ilcesine bagli. Nazilli`ye sanirim 45 dakika uzaklikta.


Cam ormanlari, kestane ve ceviz agaclari ile dolu bir yayla koyu. Su meshur Madran sularinin fiskirdigi Madran Dagi`nda bu sirin koy.


Hani "insanin omru uzar burada" diye dusunuyor insan. Mis gibi havasiyla tertemiz bir cam ormani. Dahasi Turkiye`nin bana gore en tatli, en lezzetli dogal kaynak suyunun fiskirdigi daglardasiniz. Koyden akan minik derenin siriltisi huzur veriyor insana.


Daglari zeytin agaci yuklu, ovalari incir agaci. Bosuna dememisler Aydinlilar "Daglarimizdan yag akar, ovalarimizdan bal" diye. Her sene mutlaka Universite, Fen Lisesi, SBS Sinavlarina dereceye ogrenci cikariyor okullari. Uzmanlar nedenini incir ve zeytinin faydalariyla acikliyorlar bu durumun. Ayrica Turkiye`de en uzun yasayan insanlar da Nazilli`den cikiyor.


Bu da babaannenin bir tanecik buzagisi Betus. Annesini emiyor. Babaanne inegi sagarken bir memeyi Betus`un emmesi icin ayiriyor, sagmiyor. O`nu da Betus bosaltiyor bir guzel emerek.


Iste babaannemiz Mihriye Nine. 90 li yaslarinda, hala inek sagma, tarla islerinin tamamiyla bizzat kendisi ugrasiyor Durmus Dedemizle birlikte. Malesef bu ziyaret sirasinda dedemiz kismi felc gecirmis ve hastanede yatiyordu. Bu dedemizin ilk hastane ile tanismasi idi. 95 yasinda ilk kez hastane ile tanisacak kadar saglikli yani. Simdiler de yasliligin yorgunlugu cokse de ikisinin de uzerlerine, yine de yaslarina gore cok iyiler masallah. Allah elden ayaktan dusurmesin, hayirli uzun omurler versin insallah.


Iste 4 kusak GOKTEPE ailesi. Hasta yataginda Durmus Goktepe dedemiz, oglu Hasan Goktepe babamiz, O`nun oglu esim Ferhat Goktepe ve bizim ogullarimiz Efkan Serhat Goktepe, Vedat Alp Goktepe...


Ileride bu koyde sirin bir ev yaptirma hayali kuruyorum. 4 odali, besgen salon, kare buyuk bir mutfak, iki farkli cepheden balkon, arkada yuzme havuzu, evin ustunde teras, on tarafta da kamelya. Mis gibi cam kokulari icinde harika olmaz mi sizce de. Arabamizi park edecegimiz garajdan evimizin girisine kadar yolun iki kenarina gul fidanlari da diktirsem... Daha aklima gelmeyen diger guzellikleri de sen extradan ver Allah`im... (amin) Hayal de olsa nasil ama... Olmayacak (kotu) hayaller kurmayalim. Belki birgun onlar da gerceklesir. Bu olabilecek bir hayal. Neden olmasin?

Friday, February 12, 2010

12 Subat Maras`in Kurtulus Bayrami


Bir haftadir muthis bir heyecan var Maras`ta. Yasanan coskuyu kelimelerle anlatmak zor, gormeniz gerekir. Bu heyecanin hala taptaze olmasi da harika gercekten.


Vedat Alp de Kahramanmaras oldu, uzerindeki yoresel kiyafetle kurtulusu anlatan guzel bir siir okudu okulunda. Gerci okuldaki toren yeni bir sey degil, sene basindaydi. Ama iki gundur sokaktaki kutlamalari cok istememe ragmen bir turlu goruntuleyemeyince eski fotograflara kaldim malesef.

Evet...Hepiniz bilirsiniz Maras`in Kurtulus oykusunu az cok. Ilk heyecan, hamamdan cikan kadinlarimizin ortulerini acmak isteyen Fransiz askerine Sutcu Imam`in ates acmasiyla fiseklenir. Daha sonra "Kale`de Fransiz bayragi varken, ben Cuma Namazi kildirmam." diyen cami imami ile doruga tirmanir heyecan. Halk galeyana gelir ve kale teslim alinir. Mahalli ceteler direnise gecerler ve hatta tek bir dusman ayagi sehirlerinde kalmayana kadar savasir ve "Kahraman" unvanini alirlar. Bu unvani sonuna kadar hak ederler, cunku Kahramanmaras kendini ilk kurtaran sehirdir.


Bu heyecan 90 yildir hic eksilmeden duruyor. Sokaklarda 7 den 70 ine insanlar yoresel kiyafetleriyle geziyorlar. Her mahallenin ayri cetesi var. Yani yoresel kiyafetleriyle gezen bu gruplara "cete" deniyor. Hatta Gaziantep, Adana gibi cevre illerden de ceteler geliyor kutlamalara.

Dun gece Fener alayi vardi. Kurtulusu canlandirdilar. Siirler okundu, oyunlar oynandi. Bedirhan Gokce ve Orhan Hakalmaz da Maras`ta idiler.


Bugun ise resmi gecit toreni vardi, boluk boluk ceteler, okullar, askerler yuruyus yaptilar. Gerci ben yerel televizyon kanalindan naklen yayini seyredebildim ancak. Okullar tatil oldugundan cocuklar evdeydi, Onlarla kalabaliga girmeye cesaret edemedim, hava da cok soguktu.


Televizyon basinda bile cok duygulandim ama, defalarca gozlerim sulandi. Hatta bu konuyu ne zaman ogrencilerime veya kendi cocuklarima anlatacak olsam duygulanirim hep.


Iste Maras yoresi oynayan bu ekiptekiler gibi giyiniyor ceteler de. Allah ulkemize dusman ayagi bastirmasin bir daha insallah. Oglumun okudugu siiri de yayimlamak istiyorum bu sayfada. Bakalim begenecek misiniz?

KAHRAMANMARAS

DIGER BAYRAMLAR GELMEDEN BEN GELMEK ISTEDIM
KENDINI KURTARAN ILK SEHIR KAHRAMANMARAS; ISTE BENIM

ISTANBUL`DA INGILIZ CIZMESI, MARAS`TA FRANSIZ
VATAN ISGAL ALTINDA, YIL 1919...

SARHOS ERMENILERLE, YILISIK FRANSIZLAR,
HAMAMDAN CIKANLARIN PECESINI YIRTTILAR.

O AN BIR SIMSEK CAKAR BEYNINDE SUTCU IMAM`IN
SUTCU DUKKANINDAN KAPISINA DOGRU KOSAR HAMAMIN.

NAMUS EN KUTSAL EMANETTIR O`NCA,
ISTE BU YUZDEN PATLAR, O IHTIYAR TABANCA...

SENIN ATTIGIN KURSUN, ONCE HEYECAN OLDU.
SENIN ATTIGIN KURSUN SEREF OLDU, SAN OLDU.
KIVANC VERDI MARAS`A, BIRLESMEYE SAVASA.
11-12 SUBAT SONUNDA BAYRAM OLDU...

12 SUBAT KURTULUS BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN....

Sunday, December 13, 2009

Urfa Gezisi


Cocuklarin okulunun Okul-Aile Birliginin duzenledigi bir geziydi bu. Oldukca guzel ve eglenceliydi. Dopdolu bir sehir Urfa. Biz tamamini gezemedik tabi. Hz. Eyyub`un makami, Hz. Ibrahim`in makami, bir de carsisini gezebildik sadece sabahtan aksama kadar. Yine de hayran kalmamak mumkun degil. Zengin de bir mutfagi var herkesin bildigi gibi. Yukaridaki fotografta gordugunuz yemegi de Yildiz Sarayi`nda yedik. Bakir taslarda ayranlar, sark usulu yer sofralari... Hersey harikaydi acikcasi...


O kadar yorulmustuk ki yer sofralarinin altina dogru bacaklarimizi uzatarak oturduk, cok iyi geldi, dinlendik resmen yemek yerken.


Burasi Hz. Ibrahim`in makaminin bulundugu cami. Kulliyenin tamamini goruntuleyemedim. Muhtesemdi gercekten. Biraz daha profesyonel fotograf cekme tekniklerini bilen birisi olsaydim keske...


Avluda guvercinler... Bu manzarayi hep sevmisimdir. Ankara`da Haci Bayram Camii`nde de seyrederdim bu manzarayi Ulus`a yolum dustugunde. Insana huzur veriyor...


Dede Osman-i Avni Efendi, Mevlid-i Halil Camii'nde yasamis, omru boyunca buraya hizmet etmis bir Allah dostuymus. 100 sene kadar yasadigi saniliyor. Bazi esyalari caminin hemen girisindeki bu odada muhafaza ediliyor. Kendisiyle beraber 8 kisinin kabri de burada.


Bu fotograf da Yildiz Sarayi`nin avlusundan. Bu avluya acilan pek cok sark odasi var.


Iste burasi o sark odalarindan bir tanesi. Mavi saten ile kaplanmis, renk renk kanevice ve dantelalarla islenmis sakiz gibi bembeyaz yastik ve yorganlar. Yerde yer sofralari... Sicacik bir ortam bana kalirsa...


Yildiz Sarayi`nin avlusundaki bu pacali ve kahkullu guvercinlerin fotografini cekmeden edemedim. Yuvalarini baya bi pisletmisler ama olsun, yine de fotografi paylasmak istedim sizlerle...


Burasi da Yildiz Sarayi`nin alt kat avlusu. Minik havuzun basi. Kuslarin su icme mekani...


Burasi da meshur Balikli Gol. Rivayeti hepiniz biliyorsunuzdur. Nemrut Hz. Ibrahim`i atese atar. Ama Hz. Ibrahim rabbine oyle guvenir ve dayanir ki, Rabbi de O`nu zalim Nemrut`un eline birakmaz. Ates suya, odunlar da baliga donusur.


Iste Balikli Golun mubarek sakinleri... Her yem atilisinda agizlarini nasil actiklarina hayret etmemek namumkun.


Burasi da sabir kahramani Hz. Eyyub`un mekani, bahceden bir goruntu.


Kendisine cok ciddi hastaliklar isabet etmis de O hic sikayet etmeden sabretmis. En sonunda sabrinin mukafatini alarak malina, evlatlarina ve sagligina yeniden kavusmus.


"Peygamberler Sehri" diyorlar Urfa`ya. Kara kasli, kara gozlu, birbirinden yakisikli, sevimli erkek cocuklarinin buranin tarihini nasil ezberlediklerini gorseniz sasar kalirsiniz. Hatta bir Ingilizce konusmalari var, sasip kaliyor insan. Gunde 2 saat Ingilizce dersi aliyorlarmis. Burasi da guzel memleketimizin guzel bir kosesi iste... Hayran olunasi, olesiye sevilesi, sevdalisi olunasi bir sehri... URFA... Hem de anli sanli insanlarin yasadigi SANLIURFA...

Friday, November 20, 2009

3,2 1 Motor Beni Mimlemis...

Yakinda bu sayfanin ilk dogum gununu kutlayacagim ben de. Ilk yazimda bahsettigim gibi aniden buluverdim ben kendimi blog dunyasinda. Ihtiyac duydukca bakardim internetten yemek tariflerine, diger bloglarla ise hemen hemen hic ilgilenmezdim bir iki arkadasimin blogu disinda. Basina oturacak olsam sanal alemin, "cok zaman harcadim" diye pisman olarak kalkardim genelde pc basindan. Simdi de cok degisen birsey yok aslinda. Listemden de anlayacaginiz uzere cok fazla takip ettigim blog yok. Gercekten zaman israfina kolay kayabileceginiz bir zemin cunku. Ama takip ettiklerimi gezerken rastlardim bu mimleme oyununa ve gulumserdim kendi kendime. Cunku birbirlerini ziyaret ede ede oyle guclu baglar kurulmus ki, benim hic bir zaman mimlenmeyecegimden emin, gecer giderdi gunlerim guzel guzel... :) Ta ki 3,2,1 Motor`un sahibi sevgili arkadasim Senay Hanim`in beni mimlemesine kadar... O halde hemen cevaplayayim sorulari...

BLOGA NEDEN BU ISMI VERDIM?

Ben 5 ay oncesine kadar Amerika`da yasiyordum. Orada kaldigim 5 yilin son yilinda pasta susleme isine merak sardim ve kurslarina yazildim. Daha sonra yaptigim pastalarin fotograflarini aileme ve yakin arkadaslarima gondermeye basladim. Tabi fotonun yaninda da bir bloga yazar gibi her pastamin hikayesini de yaziyordum. Sonra facebook` daki sayfama da atmaya basladim bu fotolari. Ama facebook`daki listeme de fazla kimseyi almam zaten. Yani o rahatlik icinde atiyorum fotolari oraya da. Daha sonra Amerika`daki yakin arkadaslarimdan biri olan Hacer Hanim`in evinde, arkadas gurubumuzla cay iciyorduk birgun. Hacer Hanim bilgisayar muhendisidir, hemen oracikta bana birkac ozel soru (sifrelerim falan yani :) )sordu, henuz anlayamamistim ki "Blogunun adi ne olsun?" dedi. Fazla dusunecek vaktim olmadi yani. Kendi bilgisayarimda da pasta fotograflarimi "Nafiye`nin Mutfagi" adi altinda arsivledigim icin bir an bu cikti agzimdan. Zaten bastan beri iddiali olsun istemedim, banner`a da kendi mutevazi mutfagimin fotosunu koyduk beraberce. Renkleri de hep iddiasiz renklerden sectim. Iste boyle geldik, boyle mutevazi de devam ediyoruz bakalim... :)

BLOGU YAZARKEN ATTIGIM STAR TRIBI?

Yok, gercekten yok. Oyle kendi halinde biriyim iste. Hatta birakin star tribini, laptop`imi koydugum masaya oturdugum sandalye biraz yuksek geldigi icin kamburumu cikararak yaziyorum bazan. :) Aklima gelirse hemen diklestiriyorum sirtimi. O yuzden hizlica yazip cikmaya calisiyorum netten. Zaten genelde de ya hazirlanacak, ya da okunacak bir suru yazili kagidi oluyor beni bekleyen...

EN SON SATIN ALDIGIM GARIP SEY?

2 adet daksil. Birisi su eski sivi, fircalilardan, digeri de uzerine kagit yapistirir gibi olanlardan. Ben yenilikleri zor kabullenen biri olarak eski modellerinden de "ne olur ne olmaz" diyerek almayi tercih ettim. Sinif defterini veya yazili kagitlarini okurken cok ihtiyacim oluyor da :).

SEKER GIBI OLDUGUM ANLAR?

Yaklasik 1,5 aydir sabahlari ogullarimi ve esimi servislerine bindirdikten sonra tekrar yukari cikmiyorum. Oturdugumuz sitenin yuruyus parkurunda 2,5 tur tempolu yuruyusten sonra, bir de uzerine Ebru Salli ile Plaset yaptim mi degmeyin keyfime. Gercekten kendimi bomba gibi, cok iyi hissediyorum. Iste seker gibi oldugum anlar o anlar. Malum cikolata yedigimizde oldugu gibi spor yaptigimizda da mutluluk hormonu salgiliyoruz. :)

"ARKADASIM, SORMAYIN ARTIK SUNLARI" DEDIGIM SEYLER?

Cok ozele girmedikten sonra beni de hicbir soru rahatsiz etmez saniyorum. Umarim yanilmiyorumdur. :)

AYNAYA BAKINCA GORDUGUM?

30`lu yaslarin ilk yarisinda bir kadin goruyorum aynada. Son yillarda hep kisa saclari. Yas, sairin dedigi gibi yolun yarisina yaklassa ve cok ciddi bir hastaligi olsa da, o vazgecmeyecek gulumsemekten. :)

KENDINI OKUTAN BLOG DEDIGIM?

Acikcasi oyle bir iddiam olmadigini ilk yazimda soylemistim daha. Cok iddiali bloglarin da uzun sure takipcisi olabilecegimi sanmiyorum. Ama en cok pasta bloglari ilgimi cekiyor benim. Belki de damakla ilgili oldugundandir. Ama daha ziyade pasta susleme isini cok sevdigimden olsa gerek, susleme kismini yeme kismindan daha cok seviyorum inanin. Estetik de onemli benim icin, tipik bir basak kadiniyim cunku. Surf yaparken gozume cok estetik gelen bloglara bi sure goz gezdirebilirim. Ama uzun uzun yazilar olan bloglarin pek misafiri olamiyorum malesef. :(

BU BLOG SAHIBINI NERDE GORUYORUM?

48 tane ogrencimin icinde. Onlara kocaman pastalar yapmisim. Bagirip duruyorlar "Ogretmenim, bir dilim daha, lutfennnn..." diye. Ben de "Bagiranlara degil sessizce parmak kaldiranlara vericem, nerde benim papatyalarim? diyorum. Hepsi arkalarina yaslanip, bagirip itismekten vazgecip, papatya vaziyetinde sessizce parmak kaldiriyorlar. Hepsine fazla fazla yetiyor pastam. Ogrencilerimin icinde benim ogluslarim da var. Serhat yine "Beni kendi sinifina alsan ne olurdu sanki anne?" diye sitem ediyor. Ne yapayim, ben kuralci bir basagim...

Ben de sevgili arkadasim Gulbera sitesinin yazari Hatice Hanim`i mimliyorum. Kolay gelsin Hatice Hanim...

Thursday, October 29, 2009

Hala Kizi Ozlem ve Kankasi Sule Icin Pasta


Ozlem baklavaci Sefure halamin tek kizidir. Sule`de O`nun 32 yillik arkadasi, kankasi... Aslen kardesim Ebru`nun akrani olurlar. Ve hatta facebook uzerinden gorusmelerimizde yazin Ebru`yu gormeyi cok istediklerini soyluyorlardi ama onlar firsat bulup bizi ziyarete gelesiye Ebru coktan donmustu Almanya`ya. Kismet...


Cocukken Ozlem bize yatiya geldiginde kardesimle Baris Manco`nun "Hala kizi Zehra" sarkisini soylerdik Zehra kismini Ozlem diye degistirerek. Cok guldururdu Ozlem Ebru ile beni . Su yasa geldi, boyu kadar iki oglu oldu ama hala ayni muzip, neseli kiz... Soyleyim size, iste buraya yaziyorum, "Bu kadin 70 yasina da gelse yaslanmaz."


Ozlem o gun gec haber verdi geleceklerini. O yuzden hazirliklarin bir kismini onlarin yaninda tamamladim. Hatta pastayi bastan sona onlarin yaninda yaptim. Allah`tan evde pastaban varmis, olmasaydi napardim acaba? Herkesin eli degdi bu pastaya, en cok da sekil A`da goruldugu gibi Ozlem`in... Malesef icing olmadigi icin krem santiyi ne kadar koyu hazirlasam da Agustos sicagina fazla dayanamiyor palyacolar. Cocuklardan birinin israri uzerine bir tane de spiderman kondurduk tam ortasina palyacolarin. Alakasiz oldu ama kirmayalim dedik cocuklari...

Bu arada ucumuzun de 2`ser oglu var iyi mi...? O gun bize annelerimiz de eslik etmisti. Yani 3 anneanne, 3 kiz, 2`serden 6 tane de erkek torun. Takimin tamaminin da fotosunu koyacaktim ama her birinde ayri bir kusur buldum ve eklemedim. En kisa zamanda bu bulusmayi tekrarlamak uzere kizlar, ama bu sefer Ebru gitmeden gelmeniz sartiyla... :)

Sevgilerimle...

Tuesday, October 13, 2009

Iyi ki Dogdun Canim Esim, Iyi ki Dogdun Nurefsan...


Merhaba dostlar... Birileri bana, bu mutevazi sayfaya bu kadar ara verecegimi soylese inanmazdim herhalde. Malum, sartlar buna zorladi beni... Biliyorsunuz; Turkiye`ye, yurdumuza kesin donus yaptik yaklasik 3,5 ay once... Bir taraftan aile hasreti, bir taraftan alisma sureci, derken oglanlarin sunneti, uzerine yeni gorev yerimiz Kahramanmaras`a tasinma ve yerlesme, bir taraftan Ramazan... daha sayayim mi...??


Inanin daha bunun gibi, hatta daha onemli o kadar seyler yasadik ve atlattik ki... 7 yasindaki yegenimin acik kalp ameliyati, esimin tez savunmasinin stresi... gerisini saymak istemiyorum artik... Aslina bakarsaniz, anlatacak cok sey birikti ama zamana birakalim diyorum...


Basliktan anladiniz zaten... Bugun sevgili esim Ferhat Bey`in dogum gunu. Her ne kadar hafta sonunu yine buyuyen dalagim yuzunden yatak istirahatli gecirsem ve esim "Sakin hasta halinle pasta falan yapayim deme Nafiye, pastamizi hazir aliriz" dese de, dayanamadim ve onun icin birseyler hazirladim.


Bu hazirliklar ayni zamanda Almanya`daki yegenim Nurefsan icin... Bugun, O`nun da dogum gunu... Bu 3,5 ay arada bir suru dogum gunu kacirdim, pastasini yapsam da siteye atamadigim icin bu platformdan kutlanmadi malesef. Zamani gecse de firsat buldukca hepsine deginecegim insallah...

Evet.... Gelelim menumuze... Gordugunuz uzere hastaligimdan dolayi harika bir menu yok ortada. Pogacalarimiz daha once buradan tarifini verdigim Tulay`in pogacasi, ic malzemesi peynirli, maydanozlu... Ic malzeme artinca dolapta duran 3 yufkamdan da menu de olmamasina ragmen bir de borek yapiverdim...

Dolma biberleri Bahcelievler pazarinda gorunce vurulup almistim. Cunku oyle tazecik, oyle miniciklerdi ki tam bir catallik, bir lokmalik... Ilk defa olarak Maras`li yeni tanistigimiz Gaffar amca ve esinin verdigi ev yapimi bulgur ile yaptim dolmalarimi, biz normalde pirincle yapariz aslinda. Biz cok begendik bulgurlu halini de... Bir de zehir gibi aci cikmasaydi biberler... Allahtan esim acinin her siddette olanini yiyebiliyor da bosa gitmedi emekler... Dolmalari hafta sonu esimle doldurmustuk bu arada. Onun da ellerine saglik yani...

Kiymali makarnayi da esim yapmisti sagolsun... Dun yaparken bugun kendi dogum gunune onune gelecegini hic dusunmemistir herhalde. Dolmabiberler ve kiymali makarna onceden hazir olunca ayriyeten salata yapmama da gerek kalmadi. Malumunuz dalak buyumesinden muzdaribim ve morfinlerle ayaktayim, bu yuzden pastamiz kedidilli... Bu durum icin en cok sen kusura bakma Nurefsancim... Dogum gununde senin icin yapilacak pastayi bu platformdan aylardir bekledigini biliyorum. Beni mazur gorecegini umuyorum. Teyzen sabah 6`da bir kalkiyor, gece yarilarina kadar ayakta kaliyor. Gunde 6 saat derse giriyor ve tam 48 ogrencisi var. Iki ogrencisi de daha da ozel ilgi gerektiriyor. Evde ki 2 ogrencim olan kendi cocuklarimi yani kuzenlerini de unutmayacagini umuyorum. Suslu puslu bir pasta yapamasam da seni cok seviyorum bitanem... Yakin zamanda ilk goz agrimiz Rumeysa`nin da dogum gunu vardi. Ondan da bilahare bahsedecegim icin simdilik kisa kesiyorum. Cunku yakinda insallah Saliha`nin dogum gunuyle beraber iki kiz kardes pastasi gelecek onlara bir aksilik olmazsa...

Evet...Kedidili Pastasi da okuldan bir ogretmen arkadasimin tarifi. Kedidillerini, taze pastaneden cikmis degilse, yani hazir paketse bir subardagi soguk sutun icine batirip islatmak suretiyle borcama diziyorsunuz. Eger pastaneye siparis vermisseniz ve size sicacik teslim etmislerse islatmaya hic gerek yok... Uzerine koyu kivamda hazirlanmis beyaz cikolata sosunu pisirip dokuyor, arasina istege gore meyve dilimleri koyuyorsunuz. ben muz dilimleri kullandim. Uzerine yeniden soguk sut ile islatilmis kedidilleri ve bu sefer kahverengi cikolata sosunuzu pisirip uzerini tamamen kapliyorsunuz. Gonlunuzce de susluyorsunuz. Ben dovulmus antep fistigi, findik ve badem kullandim.

Baska bir ogretmen arkadasimin yardimiyla da esimin dogum gunu hediyesini aldik. Malum hala Maras`i tam olarak ogrenemedim. Aslinda okul yolumdan baska bir yol bilmiyorum desem abartmis sayilmam.

Anlatacak cok sey olmakla birlikte bugunluk bu kadar yeter diyorum. Iyi ki dogdun canim kocacigim... Iyi ki seninle evlendim... Iyi ki yanimdasin... Iyi ki es olduk birbirimize... Ve iyi ki cocuklarimin babasisin... Seni Cok Seviyorum...

Sen de iyi ki dogdun Nuriscigim... Iyi ki annenin ve babanin kizi, benim de yegenim oldun... Allah seni hep iyilerle karsilastirsin ve hep guzel yazilar yazsin sana bi tanem... Seni de Cok Seviyorum...

Sevgilerimle...

Tuesday, June 16, 2009

Tugrul Abi`nin Dogum Gunu Pastasi


Bu pasta hem kendime, hem Gulcin ve Ruveyda Hanimlara veda pastasiydi, hem Pelin Hanim`in esi Tugrul abinin dogum gunu ve hem de Comp. sinavlarini basariyla veren Tugrul abinin ve Birgul Hanim`in esi Ahmet abinin tebrik pastalariydi.


Tum bu mutluluk verici olaylari kutlamak icin Leesvania`da deniz kenarinda bir piknik organize ettik coluk cocuk ailecek. Bizim Amerika`dan ayrilacak olmamiz huzun verse de hepimize, karar verdik olaya olumlu tarafindan bakmaya. Iyi ki gelmistik buraya ne de olsa ve iyi ki tanisip unutulmaz, hatiri sayilir arkadasliklar kurmustuk. Nasil olsa gorusecektik bundan sonra gucumuz yettigince, yuzyuze olmasa da sanal alem ne gune duruyordu... Zaten ailelerimizle de oyle gorusmuyor muyduk?

Bu pasta iki katliydi aslinda. Foto da gordugunuz alt kat buradan ayrilacak olan 3 aileye veda pastasi... Ust katta dogum gunu ve comp. u veren beylere tebrik pastasi. Dogum gunu olan Tugrul abinin "Besiktas" li olmasindan yola cikarak "Betty Crocker"in siyah kremasini aldim. Malesef kivami cok yumusakti, beyaz icing ile kapladigim pastaya siyah kremayla yaptigim her turlu sus eridi... "BJK" yazisinin yerinde erimis ve etrafa bulasmis siyah krema duruyordu sadece. Ben de bundan sonra "Wilton" dan sasmamaya karar verdim. Wilton`in kremasiyla hic boyle kotu surprizler yasamadim daha once. Bu yuzden ust katin fotosunu koymuyorum. Arkadaslar sagolsunlar, goruntu kotu olsa da yediler ust kati da ama foto buraya koyulacak gibi degil...

21 Haziran` da yola cikiyoruz. 24 saatlik ve 3 aktarmali bir yolculuktan sonra Ankara`da olacagiz insallah. Hem cok mutluyum, hem de huzunlu. Burada aci olaylar da yasadim, cok mutlu gunlerim de oldu. Herseyden onemlisi hicbiryerde edinemeyecegim tecrubelerim var artik hayata dair. Turkiye`de bizi neler bekliyor, merakla bekliyorum... Bir yanim burada kalacak, o kesin... Diger yarim da mutluluktan ucuyor aileme, sevdiklerime kavusacagim icin. Keske buradaki arkadaslarimi ve sevdigim herseyi de paket yapip goturebilseydim buyuk bir ozenle yanimda. :) Ama ne care........

Sevgiyle ve huzunle...